Aylara göre bebek gelişimi nasıl

Pazartesi, 13 Haz 2011 Admin2 yorum yok

Bebeklerin aylara göre gelişimi hakkında biraz kısa biraz uzun bir makale.Yalnız yararlı olacağını düşünüyorum.Okuyunuz

Her bebeğin kendine özel fiziksel ve karakteristik özelliklerinin olduğunu söyleyen uzmanlar, bu nedenle bebeklerin gelişiminin de farklılık gösterebileceğini belirtiyor. Fakat yapılan araştırma ve incelemeler sonucu ortalama bir bebeğin gelişim düzeyinin nasıl olduğu tespit edilmiş. İşte bebeklerin aylara göre fiziksel gelişimlerini takip edebileceğiniz liste…

1. ayın sonunda bebeğinizin yapabildikleri

- Rahat hareket eder.
- Karnının üzerindeyken kafasını birkaç saniye kaldırabilir ve sağa sola çevirebilir.
- Görebilir, duyabilir.
- Çıngırak sesine dönebilir veya ses çıkartarak yanıt verebilir.
- Acıktığı, altını kirlettiği, rahatsızlandığı zaman ağlar.
- Meme emdiğinde sakinleşir.
- Yalnız kaldığında ağlar, kucağa alındığında genellikle susar.
- Mutlu olduğu zamanlarda çeşitli sesler ve agular çıkartabilir.
- Kendiliğinden gülmeye başlayabilir.
- Özellikle anne sesini tanır ve güler.
- Başını yardımsız tutamaz, yatarken dönemez ve oturamaz.
- Bebek siyah beyaz geometrik objeleri çok iyi seçer.

2. ayın sonunda bebeğinizin yapabildikleri

- Ağlama sıklığı giderek azalır.
- Dik oturtulduğu zaman kafasını dik tutabilir.
- Başını daha uzun süre tutabilir.
- Karnının üzerindeyken kollarının yardımıyla göğsünü kaldırabilir.
- Gece boyunca uyumaya başlayabilir.
- Memnuniyetten gülücükler ve çığlıklar atabilir.
- Nesneleri başını döndürerek takip edebilir.
- Sinirli ve sakin sesi ayırt edebilir.
- Ellerini ağzına götürür.
- Yere serilmiş bir battaniyenin üzerinde yatmaktan hoşlanırlar.

3. ayın sonunda bebeğinizin yapabildikleri

- Dik oturtulduğu zaman kafasını dik tutabilir.
- Memnuniyetten gülücükler ve çığlıklar atabilir.
- Bir yana yuvarlanabilir.
- Nesnelere dokunmaktan hoşlanabilir.
- Altı-yedi saat beslenmeden uyuyabilir.
- Yabancı biri kucağına aldığında ağlayabilir.
- Karşısındakiyle daha uzun süreli bakışabilir.

4. ayın sonunda bebeğinizin yapabildikleri

- Parmaklarıyla oyuncağı kavrayabilir.
- Bir nesneye uzanabilir ve ağzına götürebilir.
- Etrafıyla ilgilenmeye başlar.
- Etrafındakilere güler.İnssan sesine aşını çevirebilir.
- Bir yandan öbür yana dönebilir.
- Aynadaki görüntü ilgisini çeker.

5. ayın sonunda bebeğinizin yapabildikleri

- Bir nesneye uzanabilir.
- Mutluluktan çığlıklar atar.
- Sırt üstünden yüz üstüne dönebilir.
- Herşeyi görüp izleyebilir.
- Başını sağa sola döndürebilir.
- Kucakta oturabilir.
- Ayaklarının üzerinde tutulduğunda vücudunu dik tutabilir.
- Diş kaşımaya ve salyaları akmaya başlayabilir.
- Diş çıkartmaya başlayabilir.
- Anne, dede gibi sesleri ayırt edebilir.
- Çıngırağı bir elinden diğer eline geçirebilir.
- Düşen bir nesneyi arayabilir.
- Bebeğiniz artık eğlenmeye başlar. Sizinle saklambaç oynayabilir.
- Yabancıları ayırmaya başlayabilir.

6. ayın sonunda bebeğinizin yapabildikleri

- Desteksiz oturabilir.
- Mama sandaliyesinde oturabilir.
- Çıngırak ve sesli oyuncaklar çok hoşlanır.
- Gece boyunca uyuyabilir.
- Yemek tabağındaki yecekleri elleriyle tutar.
- Her iki yönede de dönebilir. Bu yüzden yatakta ve yüksek yerde tek başına bırakılmamalı.
- Oyuncakları birbirine vurur.
- Aile bireylerini yabancılardan ayırır.
- Anlamını bilmeden baba, mama diyebilir.

 

7. ayın sonunda bebeğinizin yapabildikleri

- Dik tutulduğunda bacakları üzerine ağırlık verebilir.
- İki eli arasında oyuncakları tutabilir.
- Tek başına oturur.
- Kendi kandine bir bisküvi yiyebilir.
- El sallayabilir.
- Dikkat çekici eşyalara yönebilir.
- Ayna da kendini anne babadan ayırabilir.
- Topla oynamaya bayılırlar.

8. ayın sonunda bebeğinizin yapabildikleri

- Dik tutulduğunda bacakları üzerine ağırlık verebilir.
- Hayır’ın anlamını bilir.
- Ne istediğini bilir. Engellenince sinirlenir.
- Kendi yemek yemek isteyebilir.
- Tutunarak ayağa kalkabilir.
- Ce-e oynayabilir.
- Koltuklara tutunarak yürüyebilir.
- Basamaklara tırmanmayı ve inmeyi çok severler.

9. ayın sonunda bebeğinizin yapabildikleri

- Oturur pozisyondan ayağa kalkabilir.
- Oyuncaklarını çarpmaktan ve elinden atmaktan hoşlanabilir.
- Yüzüstü pozisyondan oturur duruma geçebilir.
- El oyunları oynar ve el sallayabilir.
- Adım atmaya çalışır.
- Kelimeleri tekrar tekrar söyler.

10. ayın sonunda bebeğinizin yapabildikleri

- Oturur pozisyondan ayağa kalkabilir.
- Ce-e oynar.
- Daha fazla emekler.
- Tutunarak ayakta durabilir.
- 9-10 aylık olunca bebekler oda içinde sürünerek, emekleyerek, eşyalara tutunup sıralayarak dolaşmaya başlarlar.
- Giyindiğinde dışarı çıkılacağını anlar.

11. ayın sonunda bebeğinizin yapabildikleri

- Kısa süreyle ayakta durmaya başlarlar.
- Yürümeye başlayabilirler.
- Müzik dinlemeyi severler.
- Daha fazla inatçı olurlar.
- Kendi başına bir fincandan su içebilirler.
- İsteklerini ağlamadan gösterebilirler.

12. ayın sonunda bebeğinizin yapabildikleri

- Sehpaların üstünden örtüleri çekerler.
- Çekmeceleri karıştırırlar ve içindekileri atarlar.
- Kaşık kullanarak yemek yemeğe başlayabilir ama genelde dökerler.
- Birkaç kelime söyleyebilirler.
- Müzik ve şarkı dinlemekten hoşlanırlar.
- Genelde yardımla yürür.

Not: Bu özelliklerin hepsini belirtilen aylarda taşımasını beklemeyiniz. Eğer bebeğinizin gelişiminde önemli ölçüde problem görüyorsanız doktorunuza başvurun.

 

Bebek Gelişimi Hakkında Makalemiz

Pazartesi, 13 Haz 2011 Admin2 yorum yok

Anne adayları bu makalemiz sizin için :)

Yeni doğan bebek, ev halkı ve özellikle anne için yeni bir yaşamdır. Bebeklerin ilk günlerde genel olarak uyumak, emmek, kaka ve çiş yapmak dışında fazla bir eylemleri yoktur. Sadece yeni tanıştığı bu dünyayı keşfetmeye başlayarak, onun için çok yeni olan yaşamayı öğrenmeye çalışır. Dünyayı ilk önce gözleriyle, sonra elleriyle, sonra bacaklarıyla kaşfetmeye başlar.

İlk günlerde sadece varlığıyla hayatınızda olduğunu düşündüğünüz bebeğiniz, ailenize katılmasıyla birlikte aslında siz anne babaları fazlasıyla etkiler. Doğduğu andan itibaren çaresiz olan bebeğiniz sizin ilginize, bilginize ve sevginize muhtaçtır.

Size bağımlı ve muhtaç olan, her şeyiyle kendine özgü özellikleri ve davranışlar olan bebeğinizin beslenme, uyuma, ağlama alışkanlıkları da kendine özgüdür. Dış görünüş itibariyle komşu, arkadaş ve çevrenizdekilerin bebeklerinden çok farklı olacağından gelişim süreçleri de farklılık gösterecektir.

Doğumdan sonraki süreçte sağlıklı bebekler neleri yapabilir, neleri yapamaz, neleri anlar, nelere tepki verir biliyor musunuz? 1. aydan 24. aya kadar her sağlıklı normal bebeğin sergilemesi gereken bebek gelişimi süreçlerini birlikte öğrenelim.

Doğumdan sonraki süreçte sağlıklı bebekler neleri yapabilir, neleri yapamaz, neleri anlar, nelere tepki verir biliyor musunuz? 1. aydan başlayarak her sağlıklı normal bebeğin sergilemesi gereken gelişim süreçlerini birlikte öğrenelim. İşte ay ay bebeğinizin yapabilecekleri ve özellikleri…

1. ay bebek gelişimi

Yüzüstü pozisyonda, başını hafifçe kaldırır. Emekleme hareketleri yapar. Eli yumruk şeklinde sıkılıdır. Eşyayı orta hattan yükseğe kadar gözle izler. Sese tepki verir (göz kırpma, hareket, sıçrama). İnsan yüzüne bakar.

2. ay bebek gelişimi

Başını 90 derecede tutar. Eli yumruk şeklinde değildir. Eşyayı orta hattan ileriye doğru izler. Konuşulunca ve meşgul olunca gülümser. Etrafı ilgi ile izler.

3. ay bebek gelişimi

Yüzükoyun pozisyonda kolları üzerine yaslanarak, gövdesini kaldırır ve başını rahatça dik tutar. Elleri açıktır, eşyayı yakalar ve kendine doğru çeker. Keyif sesleri çıkarır. Tanıdığı kişilere ve eşyaya uzanır. Beslenme hazırlığını anlar.

4. ay bebek gelişimi

Destekle oturur. Eşyayı almak için iki kolunu birden kullanır. Masa üzerindeki bir eşyaya dokunur. 5 aylıkken sesi lokalize etmeye başlar, zil sesine başını çevirir. Agu, agu sesleri çıkarır. Etrafını seyretmeyi sever.

6. ay bebek gelişimi

 

Sırtüstüyken yüzükoyun dönebilir. Desteksiz oturur. Yatar durumda ayağını ağzına götürür. İki elini ayrı ayrı kullanır. Eşyayı bir elinden diğerine geçirir. Tek heceli sesler çıkarır. 7 aylık “baş baş” yapabilir. Yabancıları yadırgar. El çırpma oyununu anlar ve oynar.

9. ay bebek gelişimi

Emekler, ayağa kalkabilir. Ayakta durmayı sever. Baş ve işaret parmağı ile küçük eşyaları tutabilir. Biberonu tutar, parmakları ile yiyebilir. Sesleri taklit edebilir. 10 aylıkken bazı sesleri anlayarak söyleyebilir (dede, mama gibi). 11 aylıkken bilinçli olarak sözcükleri söyler. Etrafı karıştırmaya başlar.

12. ay bebek gelişimi

Yardımsız veya yardımla yürür. Oturduğu yerde kendi kendine dönebilir. Baş ve işaret parmaklarını kullanır. Eşyaları yere atar. Oyuncaklarını elinden bırakır. Basit sözcükleri anlar. Başkalarının hareketlerini taklit eder. Giyinirken yardımcı olur.

15. ay bebek gelişimi

Rahatça yürür. Emekleyerek merdiven çıkar. Öğretildiğinde, taklit olarak kağıdı karalar. Basit emirleri anlar, yapar. 4-6 sözcük söyleyebilir. Anlaşılmayan sözleri, konuşur gibi söyler. Altını ıslattığı zaman, annesine gösterir.

18. ay bebek gelişimi

Koşar, ayakta iken düşmeden oyuncağını fırlatabilir. Kitap yapraklarını ikişer, üçer çevirir. Kaşığını doldurarak kendisi yemek yiyebilir. 7-20 sözcük bilir. Vücudun en az bir parçasını bilir. Eliyle gösterir. Sözcük salatasına, anlaşılır sözleri de katar. Anne-babasını taklit eder (yer süpürme, toz alma gibi). Diğer çocuklarla birlikte oynayabilir.

21. ay bebek gelişimi

Çömelebilir, merdiven çıkabilir. 5 küplü kale yapabilir. Bardağı tutarak, su içebilir. 3-5 vücut bölümünü bilir. İki sözcükle cümle kurabilir. Yemek ve tuvalete gitme isteklerini işaret ve sözcüklerle ifade edebilir.

24. ay bebek gelişimi

Yardımsız merdiven inip çıkabilir. Kitap yapraklarını teker teker çevirebilir. Pabuç ve pantolonunu çıkartabilir. 50 sözcük bilir. 2 sözcüklü cümleler kurabilir. Ben, siz, biz zamirlerini bilir. Çatal, kaşığı rahatça tutabilir ve kullanabilir.

 

Hamileyken Sigara İçmenin Zararları

Pazartesi, 13 Haz 2011 Admin2 yorum yok

Biraz sonra okuyacağız makalede göreceksiniz ki hamileyken sigara içmek bebeğinize ciddi zararlar verecek.İçmeyin LÜTFEN!

Özellikle kadınlarda sigara içme oranın arttığını söyleyen uzmanlar, hamilelik döneminde sigara içen anne adaylarının bebeklerinde bilinen zararların yanı sıra hormonal problemlerin de baş gösterebileceği uyarısında bulundu.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, Türkiye’de hem sigaraya başlama, hem de kadınlarda sigara tiryakiliği oranının arttığını söyledi.

Kadınlarda sigara içme oranının yüzde 30’a yaklaştığını, genellikle kadınların gebelik döneminde sigara içmeyi azaltıp emzirme döneminde tekrar artırdıklarını belirten Prof. Dr. Kurtoğlu, günde 10’dan fazla sigara içilmesinin bebek sağlığında ciddi sorunlara yol açtığını kaydetti.

Gebelerin çevresinde sigara içilmesinin de bebek sağlığını tehdit ettiğini belirten Prof. Dr. Kurtoğlu, şunları söyledi:

 

“Sigaranın verdiği zararlar, günümüzde herkes tarafından bilinmektedir. Ancak gebelikte sigara içilmesi, doğacak bebekte bilinen zararlı etkilerin yanı sıra hormonal problemlere de yol açabilir.

Annenin sigara içmesi sonucu erkek çocuklarda yumurtalıkların inmemesi, kız çocuklarında ise testosteron düzeyini artırarak cinsel organında büyüme (klitoris büyümesi), ileri yaşlarda tüylenme hastalığında artma ve erkek davranışları sergileme gibi yan etkiler görülebilmektedir. Annenin içtiği her sigara, bebeğin ağırlığında 10-15 gram azalmaya yol açar.

Ayrıca erken doğum riski artar. Anne karnında sigara ile tanışan bebekler, ergenlik çağında sigara tiryakisi oluyor. Sigara içen annelerin bebeklerinde tiroit bezi büyümesi, kemik gelişim bozuklukları, damar sertliği, tansiyon, şişmanlık ve diyabet gibi ciddi hastalıklar ortaya çıkıyor.”

Hastanelerinde yenidoğan ünitesinde yaptıkları çalışmada, sigara içen annelerin bebeklerinin yağ miktarlarının fazla ve damar duvarlarının daha kalın olduğunu belirlediklerini kaydeden Prof. Dr. Kurtoğlu, bu tür sorunların önüne geçilmesi için, gebelikte sigara içiminin önlenmesi konusunda toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.


Baş Dönmesi Neden Olur, Baş Dönmesinin Zararları

Pazartesi, 13 Haz 2011 Admin2 yorum yok

Baş dönmesini Türk Halkı olarak önemsesek iyi olur. Hafife alınacak bişey değil.Okuyalım

Uzmanlar, tansiyon, kan şekeri yükselmesi veya düşmesi ve kalbin düzensiz atması sonucu oluşan göz kararması gibi belirtilerin, kişi tarafından baş dönmesi olarak yorumlandığını belirterek, baş dönmesinin kişinin hareketsiz iken hareket algılaması anlamına geldiğini belirtiyor.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Yılmaz, baş dönmesinin kesinlikle hafife alınmaması gerektiğini kaydetti.

“Yerin ayakların altından kayması ya da çevrenin kişi etrafında dönmesi hissi gerçek bir baş dönmesidir” diyen Yılmaz, baş dönmesinin kesinlikle hafife alınmaması ve mutlaka doktor kontrolünden geçilmesi gerektiğini bildirdi.

Bu tarz baş dönmelerinin, denge sisteminde bir sorun bulunduğunun göstergesi olduğunu kaydeden Yılmaz, “Denge sisteminde sorun olan kişi, alışveriş merkezlerinde yürüyemez, vitrinlere bakamaz, kalabalık yerlerde insanların üstüne üstüne geldiğini hisseder. Yolda yürüyemez, çünkü düşme ve kendine zarar verme ihtimali yüksektir. Araç kullanamaz, çünkü kaza yaparak kendine ve başkalarına zarar verme olasılığı yüksektir, ki bu durumlar ölümle bile sonuçlanabilir” dedi.

 

Yılmaz, baş dönmesi olan kişide tümör bulunup bulunmadığının mutlaka kesinleştirilmesi gerektiğine işaret ederek, tümörün çok nadir görülen bir durum olduğunu da anımsattı.

“İç kulaktan kaynaklanan baş dönmeleri ani başlar. Çok şiddetlidir. Beraberinde şiddetli bulantı ve kusma vardır. Şuur açıktır ve hiç kaybedilmemiştir” diyen Yılmaz, bu tür hastalara diyet uygulandığını (tuz azaltılıp, bol su içirilir) kaydetti.

Yılmaz, diyetin yeterli olmaması durumunda ise ilaç tedavisini başlandığını, en son aşamanın ise ameliyat olduğunu söyledi.

Yılmaz, pozisyonel baş dönmelerinin bir ya da iki seanslık bir manevrayla (başın yarım daire kanalı boyunca çevrilmesi) düzeltildiğini bildirdi.

 

Güzellik ve Bakım Tiyoları

Pazartesi, 13 Haz 2011 Admin2 yorum yok

Güzellik ve bakım tiyoları vereceğiz size :) Malum yaz geldi herkes güzel olmak ister :) Sizde evet sizde :)

Güneşten, tuzlu ve klorlu sulardan yıpranan cildimize, saçlarımıza, tırnaklarımıza; kısacası tepeden tırnağa tüm vücudumuza bilinçli bir bakım yapmakta fayda var. İşte uzmanlardan bakım tüyoları:

Güneş cildi sarkıtır

Sıcak yaz günleri yavaş yavaş sona ererken, sonbaharı hissetmeye başladığımız bugünlerde cildimizde, saçımızda ve tırnaklarımızda da bazı değişiklikler ortaya çıkar. Güneşin, denizin ve havuzun etkisiyle cildimiz kurur ve lekelenir. Hatta uzun süre güneşe maruziyete bağlı olarak; cildimizde orta tabakada bulunan kollajen ve elastin lifler hasar görür, ciltte sarkma ve kırışıklık ortaya çıkabilir.

Yaz sonu her akşam nemlendirici

Yaz sonu cilt bakımında en önemli nokta; havuzdan ve denizden dolayı hayli kuruyan cildimizi uygun nemlendiricilerle nemlendirmektir. Nemlendiriciler, özellikle dermatologların önerdiği üre ve benzeri etkin madde içeren medikal kozmetik ürünler (dermatologların önerdiği ürünler) olursa; çok daha iyi sonuçlar elde edilir. Özellikle yaz sonu mutlaka her akşam cildimize nemlendirici uygulamalıyız. Günde en az 2 litre su içmeyi de cilt sağlığı açısından ihmal etmemeliyiz.

Sabunu bırakın, banyo yağı kullanın

Kuruyan cildi banyoda sabun kullanarak daha fazla kurutmamaya özen göstermeli; ph dengeli uygun temizleyiciler ya da temizleyici gibi kullanılabilen özel banyo yağları ile cilt temizlenmeli. Banyo sonrası cilde mutlaka uygun nemlendirici veya vücut yağı uygulanmalı.

 

Güneş lekelerini peelingle silin

Yaz sonu cildimizde gördüğümüz önemli bir değişiklik de ciltte güneşe bağlı oluşan lekelerdir. Bu lekeler, sonbahar veya kışın cildinize uygun bir kimyasal peeeling yöntemiyle düzeltilebilir. Kimyasal peeling; glikolik asit ve amino asit gibi kimyasallar kullanarak seans seans uygulanan bir çeşit cilt soyma işlemidir. Genellikle 15 gün arayla uygulanır. Mutlaka bir dermatolog tarafından uygulanması gereken peeling işlemi 15 gün arayla tekrarlanmalıdır. Kimyasal pelling dışında, leke tedavisinde günümüzde lazerler de kullanılıyor ve hayli iyi sonuçlar elde ediliyor.

Ayakları vazelinle yumuşatın

Yaz sonunda ayak ve el bakımı da mutlaka yapılmalı. Ayakları, özellikle de topukları; salisilik asit içeren pomatlarla yumuşatıp, üre içeren kremlerle nemlendirmek hayli iyi sonuçlar sağlar. Yine sertleşen ayak tabanları, haftada bir ponza taşı ile rendelenirse, zaman içerisinde oluşmuş boynuzlaşma ve nasırlaşmanın önüne geçilmiş olur. Ayrıca ayaklara sık sık vazelin uygulamak da, ayak derisinin yumuşak ve sağlıklı görünmesini sağlar.

Kırışan eller mezoliftingle gençleşir

El bakımı da, en az yüz bakımı kadar anti-aging uygulamalarda önemli yer tutar. Özellikle yazın güneşe korumasız çıkmak; ellerde istenmeyen lekelenmelere, kollagen ve elastin liflerde harabiyete bağlı olarak da gevşeme ve sarkmalara neden olur. Eldeki lekeler hafifse, özel renk açıcı kremlerle düzeltilebilir. Daha ileri vakalarda lazer tedavisi uygulanabilir.

Bazı durumlarda kriyoterapi (soğuk azot ile dondurma) iyi bir seçenek oluşturur. El dersinde oluşan gevşeme, sarkma ve kırışıklıklar,  mezolifting uygulamarı ile tedavi edilebilir. Mezoliftingli tedavi yönteminde; el derisine seri enjeksiyon teknikleri ile hyalüronik asit ve değişik vitaminler (özellikle B, C ve biotin) enjekte edilir. Uygulama sayesinde hayli yüz güldürücü sonuçlar elde ediliyor.

 

Emziren anne diyeti Nasıl Olur

Pazartesi, 13 Haz 2011 Admin2 yorum yok

 

Beslenme  uzmanları, emziren annelerin bir yandan bebeklerinin sağlıklı büyümesi için besleyici alması gereken, diğer yandan da hamilelik dönemlerinde aldıkları kiloları verebilmeleri için dengeli beslenmeye dikkat etmeleri gerektiğini belirtiyor.

Uzmanlar tarafından emziren annelere yapılan diyet tavsiyeleri, emziren annelerin nasıl beslenmesi gerektiği konusunda da yararlı bir kaynak olacaktır.

Emziren annelere diyet listesini sizler için emziren annelerin beslenmesi temeli üzerine oluşturduk. Emziren annenin beslenmesi hem bebeğe faydalı olmalı hem de fazla kilolara kalıcı çözüm teşkil etmelidir.

Emziren anne zayıflama ve diyet soruları, okuyuculardan sıkça gelen bir meseledir. Özellikle kilo vermek isteyen ve yeni doğum yapmış olan emziren anneler, hızlı bir kilo verme zayıflama telaşına düşmektedirler. Doğum sonrası annelerin en büyük şikâyetlerinden birisi olan doğum sonrası fazla kilolar için aslında müthiş bir diyet formülü ve reçetesi mevcuttur. Doğum sonrası diyet reçetesinin adı çok basit: “Emzirerek zayıflamak”

Emziren anne diyeti ile ilgili olarak aslında 2 değişik diyet yöntemi mevcuttur. Bunlardan birincisi “emziren anne lohusa diyeti; ikincisi ise “süt arttırma diyeti” olarak bilinen lohusalık sonrası dönemde yapılan diyettir. Emziren anne beslenmesi bu nedenle lohusalık dönemi ve lohusalık sonrasında değişebilmektedir. Emziren annenin beslenme rehberi olabilecek bu yazımızda, doğum sonrası anne beslenmesi yazımızda emziren anneler için diyet formüllerine açıklık getirerek “Emziren anneler diyet yapabilir mi?” sorusunu cevaplamaya çalışacağız.

Öncelikle lohusalık döneminde alınan gıdaların demir bakımından zengin olması gerektiğini söylemeliyiz. Doğum esnasında aşırı miktarda kan kaybetmiş olan anne bedeni, demir eksikliği sorunu ile baş başa kalabilmektedir. Lohusalık sonrasında ise demir eksikliği sorunu sona ermekte ancak kalsiyum eksikliği baş göstermektedir. Kalsiyum ve potasyum minerallerinin metabolizma hızlandıran etkileri olduğunu da hesaba katarsak, özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler ile neden beslenmeniz gerektiğini anlarsınız. Bu sebzeler hem anne sütünü artırır hem de metabolizmayı hızlandırarak kilo verme ve zayıflama ya yardımcı olur.

Kayseri İl Sağlık Müdürü Kadir Çetinkara bu konuda yeni doğum yapan annelere önemli bir tavsiyede bulunuyor. Emzirmenin hem çocuk hem de anne açısından çok büyük faydası olduğunu belirten Çetinkaya, doğumdan sonra kilo vermek için büyük çaba ve para harcayan bayanların doğal yolla çocuklarını emzirerek kilo verebileceklerine dikkat çekti. Çetinkara, “Emzirme doğumdan sonra uterusun kasılmasına sebep olarak küçülmesine yardım eder. Emzirme ayrıca annenin gebelik süresince aldığı fazla kiloların harcanmasına da yardım eder. Emziren bayanlarda meme ve over kanseri de görülmez.” dedi.

Bebeğin tıbbi bir engel olmadığı müddetçe ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmesi gerektiğini bildiren Çetinkara, bu dönemde anne sütünün bebeğin su ihtiyacını da karşılayacağı için bebeğe su dahi verilmesine gerek olmadığını söyledi. Anne sütüyle beslenen bebeklerde enfeksiyon görülme riskinin en aza indiğini aktaran Çetinkara, “Sindirimi daha kolay olduğu için ishal, kabızlık ve gaz sancıları daha az görülür. Anne sütü ayrıca bebeği birçok bulaşıcı hastalıktan da korur. Anne sütündeki demir ve kalsiyum bebeğin bağırsaklarında daha iyi emilir. Bu nedenle raşitizm ve anemi daha az görülür.” diye konuştu.

Emziren annelere bir haftalık diyet programı

Dr. Yürük emziren anneler için 1 haftalık diyet programını ise şöyle açıkladı:

1. gün

Sabah:
- Bir bardak şekersiz süt,
- Bir yumurta,
- Bir kibrit kutusu kadar beyaz peynir,
- Bir dilim kepek ekmeği.

Arada:
- Acıkırsanız bir elma.

Öğle:
- Bir porsiyon yağ konmadan yapılan etli türlü,
- Bir ufak tabak makarna (yağ koymadan haşlanacak)
- Bir kase yoğurt,
- Bir dilim kepek ekmeği.

Akşam üstü:
- Bir dilim kepek ekmeği,
- Bir dilim beyaz peynir.

Akşam:
- Bir kase domates çorbası,
- Bir balık ızgara,
- Bol salata,
- Serbest meyve.

2. gün

Sabah:
- Bir bardak şekersiz süt,
- Bir yumurta,
- Bir kaşık bal,
- Bir dilim kepek ekmeği,
- Bir domates-

Arada:
- Bir muz.

Öğle:
- Bir tabak etli taze fasulye (yağ konmayacak),
- Bir porsiyon yağsız yapılmış pilav,
- Bir kase komposto (sakarin ile tatlandırın),
- Bir dilim ekmek.

Akşam:
- Bir kase tarhana çorba,
- 5-6 adet ızgara köfte,
- Bir tabak püre,
- Bir kase yoğurt,
- Bir tabak kayısı.

Yatmadan önce:
- Bir bardak şekersiz süt.

3. gün

Sabah:
- Bir bardak taze portakal suyu,
- Bir dilim beyaz peynir,
- Bir yumurta,
- Bir dilim kepek ekmeği.

Öğle:
- Bir tabak taze etli bezelye,
- Bir kase cacık,
- Bir ufak dilim börek,
- Bir kase komposto (Sakkarin ile tatlandırın),
- Bir dilim kepek ekmeği.

 

Akşam:
- Bir kase yayla çorbası,
- Bir tavuk but haşlama,
- İki havuç,
- Bir domates,
- Bir salatalık ve birkaç yaprak maruldan oluşan salata tabağı.

Yatmadan önce:
- Bir muz.

4. gün

Sabah:
- Bir yumurta,
- Bir dilim beyaz peynir,
- Bir domates,
- Bir dilim kepek ekmeği,
- Birkaç bardak çay.

Öğle:
- Bir porsiyon barbunya pilaki,
- Bir dilim kepek ekmeği,
- Bol salata,
- Bir ufak kase kaymağı alınmış yoğurt.

Akşam üstü:
- Bir muz.

Akşam:
- Bir porsiyon bonfile,
- Bir patates haşlama,
- Bir tabak taze fasulye,
- Bir kase cacık,
- Bir dilim kepek ekmeği,
- Bir domates.

Yatmadan önce:
- Bir bardak şekersiz süt.

5. gün

Sabah:
- Bir bardak şekersiz süt,
- Bir yumurta,
- Bir dilim beyaz peynir,
- Bir dilim kepek ekmeği,
- Birkaç bardak şekersiz çay.

Öğle:
- 6 adet yağsız kıyma ve az ekmekle yapılmış ızgara köfte,
- Bir ufak kase kaymağı alınmış yoğurt,
- Bir tabak süt ile yapılmış püre,
- Bir portakal.

Akşam üstü:
- Bir muz.

Akşam:
- Bir kase mercimek çorbası,
- Bir tavuk göğüs haşlama,
- Bir tabak taze fasulye,
- Bir kase cacık,
- Bir elma veya portakal.

6. gün

Sabah:
- Bir dilim kepek ekmeği,
- Bir bardak süt,
- 8-9 adet siyah zeytin,
- Bir dilim beyaz peynir,
- Birkaç bardak şekersiz çay.

Öğle:
- Bir tabak yağsız et ile yapılmış türlü,
- Bir kase cacık,
- Bir ufak tabak yağsız yapılmış pilav,
- İki portakal.

Akşam üstü:
- Bir bardak ayran.

Akşam:
- Bir dilim kepek ekmeği bir adet alabalık haşlama,
- Bir domates,
- İki havuç,
- Bir salatalık,
- Birkaç yaprak maruldan oluşan tabak,
- Bir ufak tabak yağsız makarna (üzerine iki kaşık yoğurt koyabilirsiniz),
- İstediğiniz meyveden bir porsiyon yiyin.

7. gün

Sabah:
- Bir bardak şekersiz süt,
- Bir dilim kepek ekmeği,
- Bir dilim beyaz peynir,
- Bir domates,
-Birkaç bardak şekersiz çay.

Öğle:
- Bir tabak taze bezelye,
- Bir dilim kepek ekmeği,
- Bir kase cacık, iki havuç,
- İki domates,
- Bir haşlanmış patates,

Akşam üstü:
- Bir elma ve bir portakal.

Akşam:
- Bir kase domates çorbası,
- Bir bonfile,
- Bir dilim kepek ekmek,
- Bir patates püre,
- Bir domates,
- Bir salatalık,
- Bir havuç,
- Bir muz.

Not: emziren annenin sigara içmesi, bu diyetin etkisini bebeğin beslenmesi açısından zayıflatır. O nedenle emzirme döneminde sigarayı bırakmanız önerilir.

 

Cilt kanseri nedir, Cilt Kanseri Nasıl Tedavi Edilir

Pazartesi, 13 Haz 2011 Admin2 yorum yok

Medical Park Hastanesi Plastik Cerrahi bölümünden Opr. Dr. Ümran İleri de Çakır’ın kendilerine geldiğinde hastalığın en ileri safhasında olduğunu belirterek, cilt kanserlerinin tedavisinin dünyanın her yerinde başından sonuna kadar plastik cerrahlar tarafından yapıldığına dikkati çekti.

Hastanın en ileri ve zor durumda bir plastik cerraha başvurduğunu anımsatan İleri, ”Hasta yıllarca rahatsızlığını sona erdirecek doktoru aramış. Yanlış yönlendirmeler sonucunda maalesef hastalık ilerleyince bir plastik cerraha başvurmuş. Burnundaki kızarıklık ilk ortaya çıktığında plastik cerraha başvursaydı, kanseri ilerlemeden tedavi edebilirdik, yüzündeki izler de daha az olurdu” dedi.

İleri, hastanın kanserli dokularını, sağlam dokuyu da içeren bir güvenlik marjıyla geniş bir şekilde çıkardıklarını, oluşan defekti kapatmak, burnunu yeniden estetik ve fonksiyonel açıdan oluşturmak için kulaktan ve diğer vücut kısımlarından aldıkları dokuları kullandıklarını anlattı.

 

Cilt kanseri önlenebilir

Cilt kanserinin diğer kanserler arasında önlenebilir hastalık grubunda olduğunu bildiren İleri, şunları kaydetti:

”Erken teşhis bu tür hastalıklarda çok önemlidir. İnsanlar, bilgisizlik yüzünden vücutlarında çıkan izleri önemsemeyerek, hastalığın iyileşme ihtimalini düşürüyor. 40′lı yaşlardan sonra vücut izlenmeli. Kişi, yeni beliren ve uzun süren kızarıklık, kaşıntı, iğne batma hissi gibi şikayetler olduğunda mutlaka plastik cerraha başvurmalı. Basit bir operasyonla tedavi edilebilecek olan cilt kanserleri ihmal edilmesi halinde ölümle sonuçlanabilir.”

Türkiye’de 50 yaş üstü insanlarda cilt kanserine yakalanma oranının yüzde 60 olduğunu belirten İleri, özellikle güneşten daha fazla etkilenen beyaz tenliler ile hayatının herhangi bir döneminde güneş yanığına maruz kalan insanların cilt kanserine yakalanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu anlattı. İleri, güneş koruyucularının bebeklikten itibaren açıkta kalan vücut bölgelerine, özellikle yüze sürülmesinin cilt kanserine yakalanma ihtimalini azalttığını sözlerine ekledi.

 

Deli Bal Nedir Faydaları Nelerdir

Pazartesi, 13 Haz 2011 admin yorum yok

Deli Bal Nedir Faydaları Nelerdir?

Deli Bal Hakkında Genel Bilgiler
Karadeniz’ in doğu kısımlarına özgü bir baldır Deli bal. Bu bölgedeki doğada yetişmekte olan “Dağ Gülü” adlı bitkinin nektarıyla üretilmektedir. Çok eskiden bugüne bilinmektedir bu bal çeşidi. Eski zamanlarda kimyasal silah şeklinde de kullanılmaktaydı Deli bal. Acımsı ve buruk tadı olan Deli balı 1 çay kaşığından fazla kullanmamalıdır.
Deli Bal’ ın Yararları (Faydaları)

Kullanım sırasında 1 Çay kaşığı aşılmamalıdır.
• Sinir rahatsızlıklarına, sinir bozukluklarına faydalıdır Deli bal.
• Şeker rahatsızlıkları içinde faydalıdır Deli bal.

Kavunun Yararları Faydaları

Pazartesi, 13 Haz 2011 admin yorum yok

Kavunun Yararları Faydaları

Kavun yaz aylarının vazgeçilmez meyvesidir, serinlik veren hoş tadıyla herkesin sevdiği bir lezzettir. En bilinenleri ise Manisa Kırkağaç kavunları gelir. Büyük yapraklı, sarı renkli çiçekleri olan Kavun sürünen bitkidir. Tadıyla herkesin beğenisini kazanmasının yanında vücuda yararlarıyla da tanınır. Bünyesindeki bulunan çokça suyun yanında A il C vitamini de çok fazladır. İyot ile krom mineralleri yönünden de zengin bir meyvedir.

Göğüs Büyütme Operasyonu

Cuma, 10 Haz 2011 admin yorum yok

Memeler yani halk arasındaki adı ile göğüsler, kadınlar için beden görünümü, fiziğini tamamlayan en önemli unsurlardan biridir. Meme büyütme ameliyatlarında kadının omuz genişliği, göğüs çevresi, bel ve kalça çevresi ile meme hacmi önemli etkenlerdir. Kadınlarda meme küçüklükleri farklı sebeplerden kaynaklanabildiği gibi bazı kadınlarda göğüsler arasında asimetri farklılıkları da olabilir. Yani bazı kadınlarda özellikle doğum sonrası bebek emzirmeye bağlı olarak bir göğüs de diğer göğse göre büyüme görülür. Günümüzde de her iki göğsün aynı boyuta getirebilmesi için silikon protez uygulanabilmektedir. Bu silikon uygulamanın yanında kadının kendi dokusu ile meme büyütme ameliyatı denense de başarılı sonuç alınamamıştır. Göğüs büyütme ameliyatlarında kullanılan ana madde protezin dış yüzeyinde bulunan silikondur. Yalnızca dolgu maddesinde farklılık olabilir. Göğüs büyütme ameliyatlarında kullanılan her protezin kendine has avantaj ve dezavantajları vardır. Bu nedenle meme büyütme ameliyatı olmadan önce bütün bu ayrıntıları doktorunuzla konuşmalısınız.

Estetik meme büyütme ameliyatı olmaya karar verdiğinizde, ilk önce alanında uzman bir plastik cerraha başvurmalısınız. Estetik göğüs büyütme ameliyatı, birçok kadının kendine olan güvenini yerine getirmektedir. Ancak meme büyütme ameliyatı olunacağı zaman unutulmaması gereken, kesinlikle doktoruyla karşılıklı görüşüp kendi bedenine uygun ölçüde büyüklükte meme protezleri taktırmalıdır. Meme büyütme ameliyatında doktorunuzla konuşacağınız konular arasında, sigara ve alkol kullanıp kullanmadığınız, yaşınız, kemik yapınız, kalıtımsal özellikleriniz yer alır. Çünkü bu faktörler meme büyütme estetiği sonucu hakkında ön bilgi verebilir.

Meme protezleri çeşitleri nelerdir?

Göğüs büyütme ameliyatları için kullanılan meme protezler, göğüs şeklini andıran balon görümünüdür. Meme protezleri yuvarlak ve anatomik diye tabir edilen damla şeklindedir. Göğüs büyütme ameliyatı olmak isteyen kadınlar, kendi göğüs ve vücut yapısına uygun olan protezi seçmesi gerekir. Balon diye tabir edilen silikonun kadının vücudundaki dokulara uyum sağlayabilmesi için protezin yüzeyi pürtüklü hale getirilerek üretime sunulur. Lakin balon silikonun içini dolduran maddeler farklı olabilmektedir.

göğüs büyütme estetiği

Günümüzde en çok tercih edilen silikon çeşitleri ise:

Gel-filled: 1992 senesinden bu yana ABD de yasaklanmıştır. Ancak 2005 yılında kullanımında bir sakınca olmadığına karar verilmiş ve şu anda tekrar kullanılmaktadır. Farklı boyutlarda hazırlanmaktadır. Dış yüzeyi silikondur ve balonun içersinde silikon orijinli bulunmaktadır.

PVP : Üreten firmanın piyasadan ürünü çektiği bilinir. Aynı şekilde silikon balonun içi PVP (polyvinyl pyrrolidone povidon) adı verilen kimyasal madde ile doludur.

Soya Yağı: Kullanılan silikon balonun içine soya yağı konulan hazır bir protezdir. Henüz yeni yeni kullanılmaya başlanmıştır. Avrupa da kullanılan bazı kişilerde aşırı şişmeler görüldüğü için üretici firma tarafından piyasadan çekildiği bildirilmiştir.

Saline-filIed : Silikon balonun içinde herhangi bir madde yoktur. Ameliyat sırasında halk arasında tuzlu su diye tabir edilen “Serum Fizyolojik “ sayesinde arzu edilen hacim elde edilene kadar doldurulur.

Göğüs büyütme ameliyatı öncesinde mamografi ve ultrasonografi diye tabir edilen radyolojik tetkikler ile meme dokusu değerlendirilir. Her ameliyatın olduğu gibi göğüs büyütme ameliyatının da kendine has riskleri vardır. Göğüslerde ameliyat sonrasında ağrı ve ödemler oluşabilir. Nadir de olsa ameliyata bağlı kanama ve enfeksiyon da görülebilir. Bazı kadınlarda da estetik göğüs ameliyatı sonrasında meme başlarında ve kesi yerlerinde hissizlik olur.

Estetik göğüs büyütme ameliyatında, memelerin içine konulan protez zaman zaman farklı sorunlara sebep olabilir. Zira konulan protezin etrafında kapsül diye tabir edilen bir soru ortaya çıkabilir. Bu kapsül zar ince ise çok fazla sorun teşkil etmezken, kalın olması halinde sorun çıkarabilir. Hatta vücut silikonu yabancı algılayıp, silikonun operasyonla çıkarılmasını gerektirebilir.

Silikon protezler yapı itibariyle çok ince bir dış yüzeye sahip olsalar da oldukça dayanıklı bir yapıdadırlar. Dışarıdan gelecek darbelere karşı dayanıklılık gösterirler. Hatta göğüs büyütme ameliyatından ortalama 2 ay sonra kişi yüz üstü yatabilmektedir. Silikonlarda meydana gelebilecek yırtılmalar da ender olarak rastlanılan bir durumdur ve olası trafik kazalarında, yüksek bir yerden düşme durumlarında, delici alet yaralanmalarında meydana gelebilir. Böyle durumlarda özellikle serum fizyolojik ile doldurulmuş silikon protez kullanılmışsa korkulacak bir şey pek yoktur zira tedavisi ve telafisi mümkündür.

Silikon protezin içine konulan serum fizyolojik valf sebebiyle protez dışına yani doku aralıklarına sızıntı yapabilir. Böyle durumlarda dokular bu sıvıyı vücuda zarar vermeden emer.

Göğüs büyütme ameliyatı olarak göğüslerine silikon protez koydurtan kişilerin, olası meme tümörlerinin tespit edilmesinde sıkıntı yaşandığı bilinmektedir. Ancak son yıllardaki MR’ın meme inceleme deli gelişmeleri bu tür kuşkuları ortadan kaldırmıştır.

Estetik göğüs büyütme ameliyatına girmeden en az 2hafta öncesinden sigara içiyorsanız bırakmanız gerekir. zira ameliyat öncesinde ve sonrasında sigara içmemeniz ameliyatın sonuçlarının daha başarılı ve istenilen sonuca daha çabuk ulaşılmasında faydalı olur. Ameliyat öncesi soğuk algınlığına yakalanmamaya özen gösterin zira bu ameliyatınızın ertelenmesini gerektirebilir. Göğüs büyütme ameliyatı öncesinde kan sulandırıcı aspirin türü ilaçlar kullanmamanız gerekir. Fazlaca E vitamini almamaya ve güneşte fazla kalmamaya özen gösterin.

göğüs büyütme ameliyatı

Göğüs büyütme ameliyatı ne kadar sürer ve hangi anestezi ile yapılır?

Estetik meme ameliyatı genel anestezi ile yapılır ve ortalama 1 ila 1,5 saat arasında sürer.

Göğüs büyütme ameliyatında protez göğüslere nereden konulur?

Doktorunuzla birlikte karar vereceğiniz şekilde meme ucundan, koltuk altından veya meme alt çizgisinden silikon göğüs içine yerleştirilebilir. Son yıllarda göbek etrafından girilerek de silikon göğüslere yerleştirebilirken henüz bu yönteme çok rağbet edilmemektedir.

Estetik meme büyütme ameliyatında iz kalır mı?

Göğüs büyütme ameliyatlarında protez nereden konulursa konulsun iz mutlaka kalır. Ancak zaman geçtikçe izin görünürlülüğü azalır. Ameliyat izinin en az belirgin olduğu yer, meme başından konulan protezlerde olur. Zira meme başı memenin tamamına göre daha koyu renktedir ve doğal olarak ameliyat izi daha belirsiz bir hal alır.

Estetik meme büyütme ameliyatından sonra ağrı olur mu?

Göğüs büyütme ameliyatı olduktan sonra ağrılar beklenen bir durumdur. Lakin doktorunuzun vereceği güçlü ağrı kesiciler, hissedeceğiniz bu ağrıları yok edecektir.

Göğüs büyütme ameliyatı sonrasında neler yaşanır?

Göğüs büyütme ameliyatından sonra göğüslerinize sutyene benzer bir sargı uygulanır. Bu esnada pansumanlar düzenli yapılır. Ortalama 1 hafta sonra dikişler alınır. Ameliyat sonrasında 6 hafta kadar sporcu sutyeni denilen sutyen giyilir. 3 hafta sonra meme masajı önerilebilir. İş hayatınıza ameliyattan 1 hafta sonra dönebilirsiniz. İlk 3 ay spor yapmaktan kaçınmanız faydalı olur.

online