arşiv

‘Ağız ve Diş Sağlığı’ kategorisi için arşiv

Diş Beyazlatmak İçin Yapılması Gerekenler

Perşembe, 23 Haz 2011 admin yorum yok

Diş Beyazlatmak İçin Yapılması Gerekenler

Sadece 1 Günde Yepyeni Dişlere Kavuşabilirsiniz!

Dişlerdeki eksiklik veya kötü görünüm sosyal hayatı olumsuz etkileyen en önemli faktörlerden biri. Avrupa ve ABD’den sonra Türkiye’de de uygulanmaya başlayan yöntemle sadece 1 günde yeni, bembeyaz ve sağlıklı dişlere kavuşmak mümkün. Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, bu yöntem hakkında bilgiler verdi.

Diş Beyazlatma Yöntemleri

Pazartesi, 06 Haz 2011 admin yorum yok

Diş Beyazlatma Yöntemleri

Gülümsediğiniz zaman dişlerin yeteri kadar parlak görünmediğinden endişelenip ağzı kapatmaya çalışmak yerine, pratik yöntemler ile dişleri beyazlatabilirsiniz.

Doğal Diş Beyazlatıcılar

Karbonat ; Bilinmekte olan en popüler diş beyazlatma malzemesidir. Dişleri beyazlatmayla birlikte ağızdaki bakterileri ve diğer mikroorganizmaları öldürür. Ağızda yer alan diş taşını temizler.

Sofra Tuzu : Karbonat kadar güçlü olmasa bile, sofra tuzu bilinen en etkili diş beyazlatıcılardan birisidir. Ağızda yer alan mikroorganizmaları öldürür. Anti bakteriyel özelliği olmasına rağmen, bütün bakterileri temizleyemez.

Gliserin : Gliserinin fazla bilinmeyen anti bakteriyel bir etkisi söz konusudur. Bakterilerin yer aldığı bir çözeltiği ile bir damla gliserin damlatıldığı zaman, bölgedeki bütün mikroorganizmalar yok edilir.

Diş Beyazlatma Bleaching Yöntemi

Dişlerin yapısındaki renklenmenin yok edilmesini sağlayan bir yöntemdir. Diş renklenmelerinin farklı nedenleri olabilir. En yaygın sebepleri kahve, çay ,kola ve sigara lekeleridir. Diş beyazlatma işlemi uygun biçimde ve diş doktoru kontrolünde yapıldığı zaman, diş ve diş etlerine zararsızdır. Fakat tedavi esnasında dişte hassasiyet, dişetinde kızarma olabilir.

Yirmi Yaş Dişleri

Pazartesi, 06 Haz 2011 Admin2 yorum yok

Yirmi yaş dişi kâbusu!

Yirmi yaş dişi, diğer bir isimle akıl dişi, birçok insan için korkutucu bir fenomendir. Genel popülasyonun çok büyük bir kısmı yirmi yaş dişlerinden sıkıntı yaşamakta ve dental kliniklere başvurmaktadır. Bu fenomen abartılıyor mu? Yoksa gerçekten korkulacak bir şey var mı? Bu biraz da bizim beklentilerimizle alakalı…

Diş Hekimi Cansın Özgür, 20 yaş dişlerin doğru pozisyonda çıkması ve çevre dokulara zarar vermemesi halinde bu dişin yerinde kalmasında bir sakınca olmadığını belirtiyor.

Yirmi yaş dişi, 7 yaşından 25 yaşına kadar gelişmektedir.  9 yaşında radyografilerde de görülmeye başlayan yirmi yaş dişi, 14 yaşında “kuron” denen üst bölgesinin oluşumu tamamlanır.

16 yaşına gelindiğinde, kök oluşumunun %50’si tamamlanır. Bundan sonra çeneninde gelişimi ile beraber yirmi yaş dişi için yer oluşmaya başlar. 18 yaşında kök oluşumu tamamlanır. 24 yaşında, yirmi yaş dişlerinin %95’i bütün haraketlerini tamamlar. Bu aşamada diş ya çıkış yolunu takip edip sürmesini tamamlar, ya da farklı bir yöne doğru kendine çıkış yolu yaratmaya çalışır. Problemler, bu aşamaların herhangi birinde oluşabilir.

Farklı yöne çıkan, gömülü kalan veya herhangi bir patolojiye sebep olan bu yirmiyaş dişleri, neden normal seyirlerinde süremezler? Aslında bu durumu açıklamak için zaman içinde bir çok farklı açıklama yapılmıştır. Bunlardan bir kaçına örnek vermek gerekirse;
Yirmi yaş dişlerinden birden fazla kök varsa bunların farklı süreçte gelişmesi dişlerin normal seyrinde sürmemesini sebep olabilmektedir.

Diğer bir sebep ise diş genişliklerinin fazla, fakat çenedeki alanın az olmasıdır. Buna bağlı olarak diş sürmesini tamamlayacağı alana ulaşamaz.
Gelişim sırasında oluşan sıkıntılar da bu sebeplerin içinde sayılabilmektedir.

Peki her yirmi yaş dişi çekilmeli midir? Veya hangi yirmi yaş dişi çekilmelidir?

Maalesef gömülü yirmi yaş dişi, genelde hastalarda çok ciddi problemlere sebebiyet verir. Örnek vermek gerekirse,  yarı gömülü yirmi yaş dişinin çevresinde oluşan iltihapın (perikoronitis) sebep olduğu, çok ciddi ağrı tablosu

Çevre dişlerde çürük oluşumuna sebep olma
Dişlerde sıkışıklık dolayısıyla şekil bozukluğuna yani ortodontik problemlere sebep olma
Yirmi yaş dişi kaynaklı kist veya tümör oluşumuna zemin hazırlama
Bulunduğu bölgedeki kemiği enfeksiyon benzeri oluşumlarla eritme
Çene kırığına sebep olabilme

Açıklanamayan ağrı tablosu , yirmi yaş dişlerinin oluşturabildiği problemlerin başında gelmektedir. Ama bu bütün risklere rağmen biz “Bütün yirmi yaş dişleri çekilmelidir.” gibi bir tespit yapamayız.  Eğer bir yirmi yaş dişi sürmüşse ve aktif olarak kullanılıyorsa veya gömülü yirmi yaş dişi herhangi bir probleme ne hasta açısından ne de diş hekimi açısından neden olmuyorsa, çekimi zorunlu değildir.

Fakat gömülü olan bir yirmi yaş dişi ne yazık ki patlamaya hazır bir bomba gibidir. Yapmamız gereken altı aylık düzenli kontroller için diş hekimimize gitmemiz ve bu kontrollerde düzenli olarak yirmi yaş dişlerimizi net olarak gösteren radyografiler aldırmamızdır.

Yirmi yaş dişinin çekimine karar verilmesi durumunda, diş çekimi yapılacak alan sterilizasyon kurallarına uygun olarak hazırlanmalı, alana lokal anestezi uygulanmalı ve dişin çekimi cerrahi prensiplere göre uygun olarak yapılmalıdır.

Yirmi yaş dişi çekimi sırasında hastalarımızın en büyük korkusu, herhangi bir ağrıyı hissetme düşüncesidir. Lokal anesteziler, beyin ile çekim alanı arasındaki sinir iletilerini bloke ettikleri için böyle bir olasılık, doğru uygulanmış bir lokal anestezi ile mümkün değildir. Fakat dokunma ve baskı duyusu sadece genel anestezi ile bloke olduğundan, hasta dokunma ve baskı duyusunu hisseder. Bu, ağrıyla çok karıştırılan bir duyudur. Bu sebeple hastanın ve hekimin bunun ayrımına iyi varması gerekmektedir.

Yirmi yaş dişinin cerrahi çekimi sonrası, reçete edilen ilaçlar düzenli ve zamanında kullanılmalıdır. Ağıza gelen kan kesinlikle tükürülmemelidir. 24 saat süreyle  tütün ve tütün ürünleri tüketilmemelidir. Sıcak yiyecek ve içeceklerin tüketiminden kaçınılmalıdır. Operasyon sonrası o bölgeye yüzün dışından soğuk kompres uygulaması, operasyon sonra şişliği en aza indirecek bir durumdur.

Sonuç olarak düzenli Diş Hekimi kontrolü sizi bir çok sıkıntıdan erken teşhisle kurtaracaktır. Hastanın operasyon sonrası düzgün uygulacağı bir bakım en az doğru cerrahi teknik uygulanması kadar önemlidir.

online